Türk Tumblr Siteleri


İLK YAZILMA: Ocak 2013

GÜNCELLEME: Temmuz 2018

Aşağıdaki yazıyı 2013 yılında yayınlamıştım. O günden bugüne tumblr kendini fazlasıyla geliştirdi. Genç  kullanıcı potansiyeline sahip olan blog servisi  Tumblr, 18-24 yaş aralığındaki blog kullanıcılarının gücünü elinde tutmasına rağmen Facebook’tan önce elini çabuk tutan Yahoo’nun satın alması yüzünden beklenen atılımı yapamadı. Facebook tarafından satın alınan instagramın yaptığı yeniliklere şuraya tıklayarak göz atabilirsiniz.

Bahtsız tumblr ise maalesef kendini instagram kadar gösteremedi. Yine de şu anki haliyle milyonlarca mikro-bloga ev sahipliği yapıyor. Aşağıda gördüğünüz gibi bir çok farklı şekilde paylaşıma da olanak sunuyor.

güncel tumblr ekranı

İlgi alanınız ne olursa olsun (buna cinsellik de dahil) tumblr üzerinde çok farklı ve ilginç konulara odaklanmış bloglar mevcut. Türk tumblr siteleri ise her türden ilgi alanına sahip binlerce mikro-blog sitesi içinde kaybolmanızı sağlayacak çok farklı bir alem. Birkaç adımda kolayca açacağınız bir tumblr bloguyla siz de kafanıza göre paylaşımlar yapabilir, başkalarının paylaşımlarına göz atabilirsiniz.

Blog deyince aklımıza blogger veya wordpress gelir de twitter gelmez. Halbuki twitter bir mikro-blog sitesidir. Aslında twitter’ı kullanmadığım halde bir yönünü takdir ediyorum; karakter sınırlaması sebebiyle insanlar az sözle çok şey ifade etmeye çalışıyorlar.

Twitter’ın diğer bir faydası da link kısaltma servislerinin ortaya çıkması.

Ama bu karakter sınırlaması birçok kullanıcının hoşuna gitmedi. Bu nedenle farklı alternatifler aranmaya başlandı. Tam bu noktada tumblr ortaya çıktı.

Ne tam bir blog ne de twitter gibi mikro-blog. İkisinin arası bir şey. Twitter’da olmayan resim ve video paylaşımına imkân verirken normal bloglarda olan özelliklerin birçoğu da mevcut değil. Ne makro ne mikro, midi-blog bir nevi:)

Neyse ben asıl yazmak istediğim konuya geçeyim artık.

Şimdiye kadar 50’den fazla tumblr bloğu incelemişimdir. Binlerce blog içinde küçük bir sayı olabilir ama ülkemizdeki tumblr bloglar hakkında bir fikir edinmemi sağladı bu gözlemlerim. Şimdi bu gözlemlerimden bahsetmek istiyorum:

-Öncelikle blog isimleri çok acayip olabiliyor. Akılda kalıcı olması için birçok sitenin ismi 3-5 harfe düşürülmeye çalışılırken bu blogların isimleri destan gibi yazılıyor. Biraz absürt bir örnek olacak ama; batsin-bu-dunya-anasini-satayim.tumblr.com veya bubenimblogumkimkarisirlanbana.tumblr.com gibi (blog isimleri sallamadır).

-Tema olarak tumblr temalarından birisi seçilir ancak olmazsa olmaz şey arka plan resmidir. Hoşa giden bir resim bloğun arkasına -mutlaka- konulur ama “büyük ekranlı bilgisayarlarda nasıl görünür?” ya da “bu resim bu bloğa uygun mu?” diye düşünülmez asla:)

-Diğer bir “olmazsa olmaz” ise müzik çalardır. Eğer müzik zevkiniz blog sahibiyle uyuştuysa bir süre sonra bloga sırf müzik dinlemek için girersiniz ve girmişken paylaşımlara da bakıverirsiniz:)

-Genelde 3 kategori vardır; home, archive, ask. “Ask” sekmesi bazen “bakalım bana ne sorabilirsin?” gibi bir şekle dönüşerek bloğun bir köşesine iliştirilir.

-Blog sahibiyle ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadığınız gibi blog sahibiyle iletişim kurma şansınız da yok gibidir. Sadece soru sorma bölümünden sorunuz varsa sorarsınız. (Bazı bloglarda sahibinin resmi olur, o resme bakarak kim olduğunu tahmin etmeye çalışırsınız:)

-Paylaşımlar genelde özlü sözler, resim, yazılı resim, hareketli resim ve komik video şeklindedir. (Ara ara blog sahibi günlük olarak da kullanabilir bloğu.) Ama bu paylaşımların %95’i reblog şeklindedir. Yani birisi güzel bir resim paylaşsa 20-30 kişi onu hemen reblog yapar. Reblog yapanlardan da başkaları reblog yapar. Zincirleme olarak devam eder bu. Reblogları takip ederek o resmi ilk paylaşanı bulmak mümkündür:)

-Blog sahiplerine baktığımızda çoğunluğu öğrenciler oluşturmaktadır. Ve başörtülü kızların bu alanda hâkim olduğu gözden kaçmamaktadır.

-Sanırım bu rebloglama yüzünden blog sahiplerinin hemen hemen hepsi Fringe dizisi hayranı olup çıkmıştır. (Allah’tan dizi bitti:)

-Bazı blog sahipleri bloğunu sığınak olarak görürken bazısı da ağzına geleni söyleyebileceği bir “serbest kürsü” sanır. (Nedense ülkemizde internet sınırsız özgürlük alanı olarak görülmektedir. Halbuki tamamen anonymous olmak imkansızdır ve bazen en ufak bir şey –facebookta bir karikatürü beğenmek gibi- işinizi kaybetmenize neden olabilmektedir.)

-Yine birçok blogda “takipçi sayacı” gözüme çarptı. Kendine ait bir şeyleri paylaşmadığın bir bloğu kaç kişinin takip ettiğini bilsen ne olur bilmesen ne olur? Ama orijinal paylaşımlar yapıyorsan bunu merak etmen gayet normaldir:)

-Son olarak, bu tumblr’cı kardeşlerimizin çoğunluğu kitap hastasıdır. Ceplerindeki son kuruşa kadar kitap alıp okurlar ancak okuduklarının nereye gittiği bilinmez. Çünkü bloglarında kendilerine ait bir yazı veya bir şiir bulmak çok güçtür:)  (İstisnalar kaideyi bozmaz!)

Sen de böyle bir bloğun olsun, hiç uğraşmadan bir sürü kişi seni takip etsin istiyorsan google’a tumblr yaz, ilk çıkan siteye üye ol:)

 

Bu yazımı beğendiyseniz bir önceki En İyi Teknoloji Siteleri başlıklı yazıma da göz atabilirsiniz.

Editör

2012 yılında atıldığı blog macerasında her geçen yıl daha iyiyi hedefleyen yazar; öğretmenlik ve babalık konularında da kendini geliştirmektedir. Bu aralar yazarlık damarı da kabarmış olup ilk kitabı için ter dökmektedir.

Bunları da sevebilirsin

4 yorum

  • ferhat bayram
    24 Ocak 2013 de 22:24

    vallah hocam orda yokum katilmayida dusunmuyom sadece hesabi actim oyle kaldi

  • nursen
    7 Şubat 2013 de 19:44

    senin adresini de ekleseydin iyiydi 🙂

    • cembaki
      12 Şubat 2013 de 18:49

      nasıl yani?

  • Reyhan
    21 Nisan 2013 de 21:06

    Bir tumblr kullanıcı olarak şöyle bir yorum yapabilirim; aslında tumblr insanların biraz kendini saklamayı sevdikleri bir yer diye düşünüyorum ben.Ya da daha sosyal ortamda gösterdikleri kendileri dışındaki kendilerini paylaştıkları bir yer de diyeibiliriz:) Ben zaten “tumblr” için blog denmesini çok doğru bulmuyorum,hani yarı-blog veya blogumsu daha uygun olur bence 🙂 Hem reblog özelliği var,hem de kendimizden bir şeyler de katabiliyoruz,o açıdan.

BİR YORUM BIRAKIN

2012 yılında atıldığı blog macerasında her geçen yıl daha iyiyi hedefleyen yazar; öğretmenlik ve babalık konularında da kendini geliştirmektedir. Bu aralar yazarlık damarı da kabarmış olup ilk kitabı için ter dökmektedir.

Sponsorlu İçerik

Abone Ol!

Diğer 454 aboneye katılın