Misafir Yazılar arşivleri | Aruchan Blog
su damlası

Ab-ı Hayat

Sıcaktan erimiş asfaltın kenarına açılmış bir plaj şemsiyesi ve altında bir kasa su, yanında bir tabure ve üzerinde sıcaktan bunalmış ama mütebessim bir yüz. Dikkatlice saydığı bozuk paraları boş dondurma kabına bırakırken titreyen eli bu genç yaşında nelerle mücadele ettiğini gösteriyor. Kendisinde bir esnaf havası olmadığı gibi bir çok esnafta göremeyeceğiniz bir nezaket metrelerce öteden kendini belli ediyor. … “Derd-i aşkı gayrıdan sorma ne bilsin çekmeyen Anı yine âşık-ı nalana söylen söylesin.” Beyiti kızın zihninin köşesinde tekrar edip duruyordu. Bugünkü sınavda tek soru vardı o da buydu. Bir çok laf kalabalığı etmiş, ortaya serpme kahvaltı gibi dökmüştü. Oysa şair bir […]

Macera Dolu Amerika

Ömrümde ilk defa, Amerika’da yaşayan birisiyle tanışınca ilk işim kendisinden oradaki yaşamı anlatan bir yazı yazmasını istemek oldu. Sağ olsun kardeşimiz kırmadı ve dili döndüğünce bize anlatıverdi. Sizlerin huzurunda kendisine teşekkür ediyorum ve yazıyla baş başa bırakıyorum: Hatırladığım ilk anılarımdan bir tanesi çevremdekilerin bana Rafet El Roman’dan Macera Dolu Amerika şarkısını mırıldanmasıydı. O zamanlar modaydı tabi. Almancılara alışılmış, Amerika sözde hayaller ülkesi olarak tanınırdı. Hıı bir de sarışın olup, renkli gözleriniz var ise; size “Amerikalı” diye hitap edenlerden kaçmak için bin bir delik arardınız. Yani ben arıyordum. O zamanlar utangaç olduğum için yüzüm kıpkırmızı olur, karşımdakinin de “dili yokmuş bu kızın […]

İnternet Tarayıcıları-Bol Alternatif

Bildiğiniz gibi internet tarayıcılar internet kullanıcılarının internete açılan kapılarıdır. İnternete girebilmek, internette dolaşabilmek için illaki bir internet tarayıcıya ihtiyacımız var. İnternet tarayıcılar internetin, bilgisayarların ve mobil telefonların vazgeçilmezi durumunda. İlk grafik arayüze sahip internet tarayıcı olan Mosaic Web Browser ortaya çıktığından bu yana onlarca farklı internet tarayıcı geliştirildi ve kimileri ise -belki de- kullanılmadıkları için kayboldu. Ben ise bu yazımda sizlere henüz kaybolmamış hali hazırda kullanılan tarayıcıların bir listesini yapmaya çalıştım. Kimilerini kullandım, kimilerini gördüm, kimilerini ise buldum. Bakın, görün, beğenin ve kullanın. Karar sizin. NOT: Sıralamada kişisel beğenilerim göz önünde bulundurulmuştur. Opera Web Browser Neredeyse 7-8 yıldır aralıksız kullandığım, vazgeçilmez tarayıcım. İnternet […]

Başlıksız iç dökmeler silsilesi 3

Tutuyorum kendimi, yazmamak için tutuyorum… Oysa bunları düşünürken bile aklımın ucunda bir köşede kendimi yazarken hayal ediyorum. Ne zaman böyle yazmaya tutulduğumu düşünüyorum. Yalnız kaldıkça yazar oldum sanırım. Anlaşılma beklentimden yorulup da vazgeçtiğimde oldu bu. Ya da yalnızlığımın kuyusunda etrafımı saran onca duvara rağmen içimi dökecek bir tek taş dahi bulamadığımda. Tuhaf değil aslında kendime arkadaşlık ediyor olmam. Lakin toplum baskısından olsa gerek deli damgası yememe gayreti var hep bir şekilde. Söylerken bile gülümsetiyor bu kaygı. Oysa kime ne ki hatta bana bile ne ki… Hepimiz, herkes hatta her şey emanet değil mi? Sahip olunmayan şeyin kaygısı neden? Böyle boğulmalara […]

Bilgisayarı Hızlandırma Yöntemleri

Eğer içerisinde Windows yüklü zavallı bir bilgisayarınız veya dizüstü bilgisayarınız varsa kronik bir sorununuz daha vardır veya yakında illaki olacaktır: Bilgisayarınızın yavaşlaması. Paraya kıyıp yeni bir bilgisayar aldığınızda her şey ilk zamanlar güllük gülistanlıktır. Bilgisayarınız veya dizüstü bilgisayarınız kısa süre içinde açılıp kapanır, bilgisayarınızdaki programlar hızlıca açılır, işlemleri rahatça yapar vs. Fakat zaman Windows’ un en büyük düşmanıdır. Siz bilgisayarınızda çeşitli işlemler yaptıkça bilgisayarınız zamanla yavaşlamaya başlayacaktır. Bu kaçınılmazdır. Peki, bu durumun bir çözümü yok mu? Ne kadar işe yarayacağı değişkenlik gösterse de benim gibi acemiler için belli başlı bazı çözümler mevcut. Şimdi kimisini zaten bildiğim, çoğunluğunu da özellikle kendi […]

Abdest Kokusu

Yine bir gece vakti çocukluğumun peşindeyim. Başlangıç noktası berrak olmalıydı emindim. Neredeydi sahi? Lavanta kokulu dantel perdelerin saçakları arasından sızan gün ışığında mı? Sessizliğine sığındığım puslu çinko damların yalnızlığında mı? Bilemedim. Her adımda gıcırdayan ahşap zeminin kadirbilmezliği mi tutmuştu da, seçememiştim. Varlığım, mübalağasız aradığı sınırların çok ötesine geçmiş olmalıydı ki uzun süre cevap alamadı. Ne zaman geçmiş günlere dair anılarım canlansa, eşsiz bir merasim nüshası gibi, gölgeler düşerdi, geri alınması kolay olmayan bu seferlere. Öyleyse, topyekûn bir dönüş olmalıydı o eski topraklara… Geçmiş zamana… Bu kez çok daha fazlasıydı beni bekleyen. Bulanıp duran deniz misali geçişimde bu yüzdendi. Yaz tatillerini […]

Başlıksız iç dökmeler silsilesi – 2

(sanırım 3.’sü de gelecek, gelmemesini dilemek anlamsız) Kafam öyle dolu ki bir başlangıç cümlesine dahi tahammülüm yok. Evet evet tam olarak bir stackoverflow ‘la karşı karşıyayım sanırım. Bu bitmeyen yorgunluk daha da yoruyor beni. Artık bitsin bu bunalım bu belirsizlik derken daha çok çırpınıyorum. Çırpındıkça çamura saplanmış patinaj yapan teker gibi daha da saplanıyorum. Üstüm başım batmış meğerse. Düşünüyorum. Düşünmek istemediğimi fark ediyorum. Beynimden dilime, dudaklarıma akan harflerin, kelimelerin, cümlelerin ardı arkası kesilmiyor. Konuşuyorum, konuşuyorum ve konuşuyorum. Sonra bir bakıyorum aslında hiç konuşmamışım. Her şey içimde olmuş ve bitmiş. Bir bakıyorum yine kendimleyim. Bir bakıyorum onca konuşmayı içimde yaşamış ve […]

KARABATAK

Selim erken yatmanın verdiği dinginlikle sabahın erken vaktinde uyanmıştı. Kardeşi Mehmet de abisinin peşinden uyandı. İkisi beraber olup her zamanki gibi uyuyan büyüklerin ayaklarını gıdıklamaya başladılar. Neredeyse sabahın beşiydi. Hafif kıpırdanış olunca hemen saklandılar. Kardeşiyle aralarındaki küçük sırlardan biriydi bu. Birazdan zaten anneleri uyanacaktı. Çünkü kahvaltı vakti yaklaşmıştı. Kar yağalı bir hafta kadar olmuştu. O sabah, karı ilk gördüklerindeki heyecan ve coşkuları yoktu. İlk gün elleri ve ayakları soğuktan titreyene kadar arkadaşlarıyla oynamışlardı. Gene de dayanılmaz bir arzu iki kardeşi dışarı çekmekteydi. Ellerine su geçiren cinsten bir eldiven, yaklarına birer kara lastik ayakkabı geçirdiler. Artık gitmeye hazırdılar. – Çabuk ol […]

KİRPİ

Güneş yaz mevsiminin her sıcak günün de olduğu gibi sessizce kaymaya başlamıştı. Samsun’un sıcak bir günü daha kendini serinliğe bırakmıştı. Murat evde oturmaktan bunaldığı için kendini balkona attı. Hafif serinlikle beraber sıcak… İncecikten esen rüzgâr… O boğucu hava ikindiden itibaren gevşemişti ve akşama yakın iyice serinledi. Bir süre sonra annesi de geldi yanına. – Biraz hava alayım dedim. Yemeğin kokusu boğdu. – Gel anne zaten ben de sıkılmıştım. Babam nerde? – Evin yanlarında olmalı. – Ne yapıyor ki? – Ne bileyim? Bir şey yaptığı yoktur. Hava biraz daha karardığı için yolun karşısındaki mısır tarlası zor seçilir oldu. Gerçi püsküller hala […]

Başlıksız İç Dökmeler Silsilesi

Annemin “deli kızı” olmayı özledim. Nerden çıktı bilmiyorum işte. Öyle geliverdi aklıma. Evden ayrılmayı istemek çok kolay. Her ergenlik dönemi krizinin ve belki sonrasında gelen gençliğin özgürlük arayışının sonucu bu. Ergenliği ve hatta gençliğin de bir kısmını bitirdim. Özgürlük arayışım sonucu memleketimden 1,414 km uzaktayım. Ve 8 ayda annemi sadece 2 kere görebilmiş olmanın bende bıraktığı sızı anlatılır gibi değil. Hep annem diyorum da arkadaşlarım, çevrem, hatta komşularım. Evdeyken hiç sevmediğim şeyleri özlüyorum şimdi. Çok acayip bir şey bu özlemek. Acaba diyorum bazen annemlerin suçu mu? 23 yıl evden ayrılmama hiç müsaade etmeyen de onlar değil miydi nihayetinde? Zalımlar! Nasıl […]