Hikayelerim arşivleri | Sayfa 2 / 2 | Aruchan Blog

Kan Lekesi

NOT: Bu hikâyeyi yıllar önce internette okuyup çok etkilenmiştim. Bu nedenle de hiç unutamadım. Böyle güzel bir hikâyenin kaybolup gitmesine gönlüm razı gelmediği için bugün hikâyeyi aklımda kaldığı kadarıyla kendi cümlelerimle tekrar hayata döndürmek istedim. Deniz ikinci öğretim olduğu için gece vakti okuldan çıkmış, bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda şemsiyesini açıp otobüs bekliyordu. Aniden sokak lambaları dâhil şehirdeki tüm ışıklar söndü. Yoldan geçen arabaların farlarından başka ışık yoktu etrafta. Nerden geldiğini göremediği bir araba önünde durup içindeki iyi giyimli, temiz yüzlü bir genç, “Yanlış anlamayın ne olur. Ben de yakın zamana kadar öğrenciydim. Bu soğukta beklemeyin, ben sizi evinize bırakayım” dedi. […]

Çok Uzaklarda

Kahvesinden bir yudum daha aldı. O kadar dalgındı ki arkadaşının neden bahsettiğini bile bilmiyordu. Oturdukları kafe sahilde olduğu için deniz neredeyse ayaklarının dibine kadar geliyordu. Ama bu deniz onun alışık olduğu deniz gibi hırçın değildi. Uyuşuk bir kedi gibi sürtünüyordu kumlara. Daha bir sene bile olmamıştı ailesinden ayrılalı. Dile kolay, tam 23 sene ailesinin dizinin dibinden ayrılmamış, sırf başka şehre gitmemek için babasının isteğiyle bulunduğu şehrin üniversitesinde okumuştu. Okurken, mezun olunca rahatlayacağını düşünüyordu. Dünyadaki tek derdin sınavlar olduğunu sanıyor, öyle olmasını umuyordu. Bazı arkadaşları asıl dertlerin okul bittikten sonra başlayacağını söylese de o kulağını tıkamıştı bunlara. Sonra hayat o arkadaşlarını […]

Dünyanın en zor işi

-Doğu’da bu işi yapmak çok zor abi! -Bütün tayin haklarımızı elimizden aldılar. Batıdakiler batıda, doğudakiler doğuda kaldı. -Maaşı da diğer memurlara göre az. Tatilimiz çok ama bedenen ve ruhen yıpranıyoruz. -Kesinlikle en zor ve en önemli meslek bizimki! -Aslında köyde olmasak bu kadar yorulmazdık. Şehirdekiler evinin dibindeki okula gidiyor. -Hem şehirdeki çocuklarla ders yapmak daha kolay. -Bir nesil bizim elimizde yetişiyor, kesinlikle en zor ve en önemli iş bizimki! -Kafa gidiyor beş-on yıl sonra, zaten bu yüzden mahkemede şahitliğimiz de kabul edilmiyormuş. Ara ara yapılan bu muhabbetlere çok müdahil olmam. Sadece dinlerim. O gün de sesimi çıkarmadan dinledim. Sınıfıma giderken […]

Yüzüğün Esrarı

Askerliğinin henüz üçüncü günüydü. Okul günlerinin özgürlük duygusundan kalan sohbetlere biraz olsun katılabilmek için mıntıka temizliklerine severek katılır olmuştu. Hepi topu 18 gün yapacağı askerlik ona 18 aydan daha uzun geliyor, zaman geçirebilmek için türlü saçmalıklar yapıyordu. Mesela; Uğur üsteğmenden dayak yiyeceğinden emin olduğu halde mıntıka temizliğini erkenden bitirip asker koğuşlarının arkasındaki ağaçların serin gölgesine uzanmayı çok severdi. Zaman zaman da en yakın içtima saatine kadar orada uyuya kaldığı bile olurdu. Sıkılıyordu, bunalıyordu, tahammül edemiyordu askerliğe. Bir saniye bile gözünde saatmişçesine uzayıp gidiyordu. Bir an önce askerliğini bitirip evine dönmeyi, evlenmeyi, çoluk çocuğa karışmayı istiyordu. Beklemek şu hayatta en nefret […]

İki güzel hikâye

Bugün ne yazayım diye düşünürken gün içinde kulağıma çalınan iki olayı hikâyeleştirmeye karar verdim. Umarım beğenirsiniz. Hesap İki arkadaş çok acıkırlar. Yevmiyelerini de yeni aldıkları için kaliteli bir yerde yemek yemeye karar verirler. Girdikleri restoran çok zengin insanların yemek yediği bir yerdir. Garsonu çağırıp bütün bir kelle isterler. Kelle bir tencerenin içinde getirilir. İkisi de çok aç oldukları için hiç etraflarına bakmadan kelleyi ikiye ayırarak iştahlı bir şekilde yemeye başlarlar. Yan masada ise bir aile vardır. Ailenin erkeği önce karşısında çatal bıçakla eti parçalayarak küçük lokmalar halinde yiyen eşine, sonra da iştahla yemek yiyen bu kafadarlara bakar. Eşine baktığında kaçmış […]

Bir Evlilik Macerası

Bir “merhaba” ile başlamıştı her şey. Sessiz, çekingen ve samimi bir merhaba ile… Kimse bilmiyordu bu merhabanın yıllar sürecek bir maceranın ilk cümlesi olduğunu. Delikanlı yaşadığı acı tecrübelerin etkisiyle virane… Kız ise bu viraneyi toparlayacak usta edasıyla düşünceli… Ama niyetler ciddi; çünkü namus deneme tahtası değil. Kısmetse yuva kurulacak ilk fırsatta. İşte böyle başladı macera. O günden bugüne geçen yıllarda kimi zaman acı kimi zaman “baldan tatlı” günler yaşandı Aralarındaki binlerce kilometreye rağmen yürekleri daima beraber atıyordu. Bu beraberlik birçok zorluğu aşmalarına yardımcı olmuştu. Bir mayıs sabahı delikanlının beklediği telefon geldi; “düğün tarihini belirle”. O andan itibaren geçmişteki tüm acılar […]

Anneliği En Güzel Anlatan Hikaye

Yok, düşündüğünüz gibi anneler günüyle ilgili bir yazı yazmayacağım. Çünkü anneliğin ne kadar büyük ve kıymetli bir şey olduğunu, hatta Rabbimiz’in rızasının da anne-babanın rızasına bağlı olduğunu* biliyorum ve tek bir günün annelerimize yeterli gelmeyeceğini düşünüyorum. Sadece beni derinden sarsan bir hikâyeyi paylaşıp yorumu size bırakacağım. Saat 03.30’du. Adamın telefonu çalmaya başladı. Başını gömdüğü yastıktan bin bir zorlukla başını kaldıran adam başucundaki telefona uzandı. “Alo! Kimsiniz?” “Benim oğlum, annen!” “Anne of ya… Bu saatte ne var Allah aşkına! Yarın ne kadar önemli işlerim olduğunu bir bilsen. “Şey oğlum…” “Ne var anne? Beni bu saatte uyandıracak kadar önemli ne var? Sabah […]