Denemelerim arşivleri | Sayfa 2 / 16 | Aruchan Blog
puzzle parçası toplayan üç boyutlu insanlar

Siz ne biriktiriyorsunuz?

Daha önce “çöpe attığımız paralar” ve “2600 liranız cebinizde kalsın” başlıklarıyla birikim yapmak üzerine yazılar yazmıştım. Beni az çok tanıyan herkes bu yazıların yazdığım en kötü yazılar olduğunu dile getirdi. Çünkü hiçbir zaman maddiyatçı biri olmadım, olamadım. Düsturum “daime kaliteli insan biriktirmek” olmuştur. Böyle insanları “Çin’de de olsa” bulurum, bulduğum yerde dost, arkadaş haneme katarım. Ancak böyle insanları bulmak o kadar zorlaştı ki çölde buzlu su bulmak gibi bir mucize adeta. Etrafta o kadar sahte insan var ki, sahte çeyrek altının sesine kadar taklit edilebildiği bir devirde can ciğer insanları bulabilmek için defalarca testten geçirmek gerekiyor. Seksenli yılların sonlarına doğru […]

kaktüs görünümlü yüz

Kaktüs İnsanlar

Tuhaf, garabet bir bitki: kaktüs… Çöllerin vazgeçilmeziyken yavrularını evlerimize süs bitkisi olarak sokmayı başarmış istilacı, dikenli, haşin varlık… Bazı çöl hayvanları da olmasa yüzüne kimsenin bakacağı yok. Dışı dikenlerle kaplı, içi ise sulu olan bu yaratık güçlü kökleriyle topraktaki nemi çekip hapseder hatta dikenleriyle havadaki nemi bile su olarak depolar. Yıllardır kendisinden dikenleri yüzünden nefret ediyordum. Çünkü dikenleri cidden can acıtıyor. Hatta bazı türlerinin dikenleri zehirli. “Diken can acıtır, can acıtan her şey kötüdür, öyleyse kaktüs de kötüdür” önermesi yüzünden kanım ısınmadı kendisine. Sonra bir gün instagramda bir paylaşım beni allak bullak etti. Kaktüsleri niçin sevmemiz gerektiğinden bahseden birkaç satır […]

birbirinden ayrılan eller

Vedalar Üzerine

Tüm vedalar erken, tüm vedalar zamansız olurmuş; tabi seviyorsanız. Yıllarca gurbette okumuş birisi olarak her gittiğim yere tek başıma gittim. Ne zaman otobüse binsem diğer insanların tersine koridor tarafına oturur dışarı bakmamayı tercih ederdim. Çünkü orada sevdiklerini uğurlamaya gelen ve otobüs hareket ederken gidenlere el sallayan kalanlar görürdüm. Ve doğal olarak özenirdim… Beni ne karşılamaya ne de geçirmeye kimse gelmezdi. Koca valizimi sürükleyerek gelir sürükleyerek giderdim bir başıma. Büyüdükçe anladım ki aslında otogardaki en rahat insan benmişim. Evden çık tek başına, yürü tek başına, yolculuk yap tek başına, vardığın yerde de tek başına… Ya diğerleri? O sevdiklerini geçirmeye gelenler? Ya […]

blur efektli dağ manzarası

Doğal Ege Ürünleri Nereden Alınır?

Öncelikle belirtmeliyim ki bloğumda bugüne kadar paralı tanıtım yazısı yazmadım. Eğer bir ürünü, bir siteyi tanıttıysam bilin ki bizzat kendim tecrübe edip 10 üzerinden en az 9 puan verebildiğim içindir. 2012 yılında bloğumu açmaya karar verip nereden başlayacağımı bilemediğim esnada internet üzerinden tanıdığım (ve bunca yıl geçmesine rağmen yüz yüze tanışamadığım) arkadaşım Atakan Uslu bana bir link atıp “hocam buraya kaydol ve yazmaya başla” dedi. Ben daha “ne oluyor?” demeye kalmadan bir de baktım bloğu açmışım bile. İşte beni blog denizine itip kendi kendime yüzmeyi öğrenmemi sağlayan bu kardeşim babasının 20 yıllık hayalini gerçekleştirmek üzere adım atmış. Babasıyla birlikte mini […]

Çöpe attığımız paralar!

Parayı kim çöpe atar ki? Ekmeği çöpe atanı bile gördük (Allah affetsin) de parayı çöpe atanı henüz görmedik. En azından fiziksel olarak atmıyoruz. Ama ruhumuz bile duymadan veya kendimizce yüce gönüllülük (!!!) yaparak bir sürü parayı çöpe atıyoruz. Biraz olayı açmam gerekirse; kolay kolay hiç birimiz 50 kuruşun altındaki paralara tenezzül bile etmez. Ama bu paralara tenezzül ettikleri için epey para kazandırdıklarımız var. Hayır hayır dilencilerden bahsetmiyorum. BKM son bir yıl içinde yurtiçinde yaklaşık 4,36 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleştiğini, bu işlemlerin yüzde 35’inde yani 1,53 milyar adedinde ödeme tutarının 10 kuruş altında gerçekleştiğini açıklamış. Son bir yılda 71 […]

Yastayım Bugün

Hiç tanımadığım, duymadığım, görmediğim bir kız çocuğu için; Şenay Aybüke Yalçın için yastayım. Gözlerim dolu dolu, yüreğim buruk. Daha yeni öğretmen olmuş gencecik bir öğretmen tam da karne günü Allah’ın belası terörün kör kurşunlarına hedef oldu. 11 Ekim 2016 günü “öğretmen oldum ben” yazmış sosyal medya hesabına. Daha 22 yaşındaymış. Batman Kozluk Çok Programlı Anadolu Lisesi’nde müzik öğretmeni olmuş dokuz ay önce. Ve son gün, tam da ilk karnesini vereceği gün şehit edildi. “Yoldan geçen bir öğretmen öldü” yazan kokuşmuş medya farelerine inat, eğitim şehidimize ağlıyorum. Sıradan birisi, yoldan geçen herhangi birisi değildi o çünkü. Bir öğretmendi, tazecik bir öğretmen… […]

Yılların Sevgisizi

Yıllarca… Ama 30 yıl falan… Size sevilmediğinizi, sevilmeye layık olmadığınızı, değmediğinizi, mecburen sevildiğinizi söylese veya hissettirse… Ne düşünürdünüz? Taşlaşmaz mıydı hisseden yerleriniz? Kabuklanmaz mıydı kanayan yüreğiniz? Katman katman olmaz mıydı bu kabuklar? İçinizdeki cılız bir ses “ben aslında böyle biri değilim” diye isyan ederken siz olmadığınız biri gibi davranmaya başlamaz mıydınız? Maskeler takıp rollere bürünmez miydiniz? Ayrıca zeki biri olsanız… Size “muş gibi” yapanları fark edebilseniz, içinizden acı acı gülerken “he” deyip geçseniz? Sonra biraz da ağzınız laf yapsa… Sevmediklerinizi dilinizle uzak tutsanız. İnsanlar gereksiz, lüzumsuz biri olarak nitelendirirken sizi, siz kendinizi çok güzel yetiştirdiğinizi ispat edemeseniz… Sevdikleriniz bile uzak […]

Dost kimdir? Nasıl olmalıdır?

Birçok defa duyduğunuz, okuduğunuz bu tarz yazılara bir tane de ben ekleyeyim dedim. Okumaktan bıkmazsanız size çok şey katacağıma eminim. Dost kavramı bana göre çok farklı bir yerdedir. Arkadaş desen değil, kardeş desen değil, sırdaş desen değil, sevgili desen hiç değil. Ama yerine göre bunların hepsinin yerine geçebilecek şiddette ve samimiyette birisidir. Dost; tepkimeye giren, tepkimeyi hızlandıran ama tepkimeden etkilenmeden çıkan enzim gibidir. Ne zaman ihtiyacın varsa gelir, derdine çözüm bulur, seni rahatlatır ve çekilir gider. Ne az ne fazla, tam kararında müdahale eder. Dost; sahte okey gibidir. Hangi taşın yerine koyarsan koy, görevini yapar. Mütevazıdır; okey olmak gibi bir […]

Mutluluk Meselesi

Mutluluk nedir? İnsan neyle ya da kimle mutlu olur? Neden ömür boyu mutluluğu arar durur? Mutlu olmak mı yoksa mutluluğu aramak mı daha güzel? Son günlerde bunun gibi çok fazla soru dolanıyor zihnimde. Cevabını bulamadığım ve bulamadıkça boğulduğum sorular. Mesela ne ki mutluluk? İyi hissetmek mi? Sürekli gülmek mi? Sevdiklerinle birlikte zaman geçirmek mi? Çok para kazanmak mı? Yaşadıklarından pişman olmamak mı? Kalpteki ferahlık mı? Vicdandaki rahatlık mı? Kimler daha mutludur peki? Evliler mi bekârlar mı? Evliler içinde sevdiğiyle evlenenler mi yoksa en mantıklı seçeneği seçenler mi? Sanırım kötü bir süper gücüm var; insanların iç âlemlerini çok kısa sürede çözebiliyorum. […]

İkilemlerimin ikisi

Şu hayatta benim kadar ikilem yaşayan, benim kadar kararsız kalan başka birisi var mıdır acaba. Konu ne olursa olsun seçenekleri en fazla ikiye kadar düşürebiliyorum. Sonra başlıyorum kıvranmaya. Hani demişler ya “en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir” diye, kesinlikle doğru. Neyse ki büyümemin (ve yaşlanmamın) verdiği olgunlukla yavaş yavaş bu kararsızlık dolu ikilemlerimden iki tanesini eledim. Neymiş onlar bakalım: Klima mı vantilatör mü? Özellikle bu yaz kesin kararımı verdim; kesinlikle vantilatör. Kişisel düşüncem bu olduğu için itiraz edebilirsiniz ama neden vantilatörü seçtiğimi açıklamak istiyorum. -Fiyat: Söylememe bile gerek yok. İkisinin fiyat farkı dağlar kadar var. -Sağlık: Vantilatörü sabitleyip karşısına yatmadığınız […]